• Favorilere Ekle

Mem ile Zin Efsanesi


     Tarihi kaynaklara göre Mem ile Zin aşkı (M.S 1450 - 1451) yılları arasında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Şırnak'ın Cizre ilçesi Botan yöresinde ya-
şanmıştır.
     Rivayete göre Cizre Beyi Emir Zeynuddin'in dünyalar güzeli Zin ve Siti adlarında iki kızkardeşi vardır.
     Yaşanacak ve tarihe geçecek bu aşk hikayesinin diğer kahramanlarından Tacdin divan vezirinin oğlu, Mem Tacdin'in en yakın dostu ve arkadaşı, Hey-
zebun kızların dadıları, Çeko ve Arif Tacdin'in kardeşleri, Bekir (Beko) ise Emir Zeynuddin'in kapısında çalışan İran asıllı fitneci, yalaka, düzen bozan bir
uşaktır.
     Bir Nevruz kutlamalarına kız kılığında girip oynayan Tacdin ile Mem, Siti ve Zin ile karşılaşırlar.Tacdin Siti'ye, Mem Zin'e âşık olur ve yüzüklerini değiş-
irler.
     Bir süre sonra birbirini göremeyen bu dört âşık, aşk ateşiyle hastalanır.Kızların dadısı Heyzebun durumu anlar.(Zaten parmaklarındaki değişik yüzük-
ler onları ele vermiştir.)
     Yüzükleri alarak bir bilgeye gider ve durumu anlatır.Bilge, Heyzebun'a doktor kılığında dolaşarak âşık olan gençleri yanında taşıyacağı ve tavsiye ede-
ceği ilaçlarla bulmasını ister.
     Heyzebun'un niçin dolaştığını öğrenen Çeko ve Arif onu abileri Tacdin'e götürürler.
     Tacdin, Mem'i de çağırır, Siti ve Zin'e olan aşklarını Heyzebun'a anlatırlar.
     Tacdin, yüzüğü Siti'ye ulaştırması için Heyzebun'a verir ama Mem, Zin'in hatırası olduğunu söyleyip yüzüğü vermez.
     Heyzebun, bu güzel haberi kızlara iletir.Gençler yeniden buluşurlar.
     Heyzebun'un konuyu açması ve ileri gelen büyüklerin de önerisiyle Emir Zeynuddin Siti ile Tacdin'in evlenmesine onay verir ve evlenirler.
     Evlilikleri sona kalan Mem ile Zin gizli gizli buluşmaya başlarlar.
     Bunu farkeden Bekir (Beko) onları takibe başlar.
     Bununla'da yetinmeyen Beko, Emir Zeynuddin'e Tacdin'in Zin'i kendi tarafından Mem'e verdiğini söyler.
     Emir buna çok kızar.Artık evlilikleri büsbütün zorlaşmıştır.
     Mem ile Zin'in buluştuğu bir gün avdan dönen Emir, bahçe kapısının açık olduğunu görür, şüphelenir ve dolaşmaya başladığında bir kalın çarşafa sa-
rılmış hâlde dolaşan Mem'i bulur.(Çarşafın içinde Zin'de vardır ama onu farketmez.)
     Emir Mem'e "burada ne işin var ?" deyince Mem "Beyim bilirsin ben hastayım bu nedenle bilinçsizce geldim, özür dilerim" der.
     Bu sırada oraya gelen ve çarşafın içinden Zin'in saçlarını gören Tacdin, konuşmalar devam ederken dikkati başka yöne çekip olayın büyümemesi için çabucak oradan ayrılır ve kendi evini boşaltıp yakar.
     Çok iyi bir satranç ustası olan Mem'le, Emir günün birinde yarışmak ister.Mem'in kazanması hâlinde ne dileği olursa olsun yerine getirecektir.
     Bahçede kurulan masada arkasında Zin'in odasının penceresi olan Mem, Emir Zeynuddin'i ilk üç oyunda rahatlıkla yener.
     Yanlarında bulunan Beko, bir şeytanlık yaparak yer değiştirmelerini ister.
     Zin'i karşısındaki pencerede gören Mem, oyuna adapte olamaz ve son altı elde yenilir.
     İlk üç elde kendini yendiği için Mem'e "Sevdiğin kim der, seni evlendireceğim."
     Mem tam konuşacakken Beko konuya girer ve "Onun sevdiği kızı tanıyorum" der "Çirkin, kara, dudağı benekli bir arap kızıdır."
     Bu sözler karşısında şuurunu kaybeden Mem "Hayır" der."Benim sevdiğim kız soylu ve asil bir ailedendir" ve adını istem dışı dilinden kaçırır."Adı da Zin'dir."
     Bu son cümle karşısında çılgına dönen Emir Zeynuddin "öldürün" der.
     Bu sırada orada bulunan Tacdin ve kardeşleri Emir'i güçlükle kararından vazgeçirir ama Mem'in zindana atılmasına engel olamazlar.
     Beko, Emir'e Mem'den tamamen kurtulmanın onu zehirlemekle olacağını söylese de Emir bunu dini açıdan uygun bulmaz.
     Beko Mem'den kurtulmanın formüllerini aramaya devam eder ve Emir'e zaten hasta olan Mem'e Zin'i sık sık gönderip, hastalığını arttırıp kahrından öl-
mesini önerir.
     Beko'nun bu önerisini mantıklı bulan Emir, kızkardeşi Zin'e giderek Mem'in zindanda olduğunu ama onu istediği zaman gidip görebileceğini söylerken kızkardeşinin Mem'e ne kadar âşık olduğunu hesap etmemiş, aklından geçirmemiştir.
     Bu sözleri abisinden duyan Zin'in ağzından ve burnundan kanlar gelmeye başlar ve yığılır kalır.
     Zin, Mem'i görmeye gider ve onu son nefesini vermek üzereyken bulur.
     Mem; 
     - Sen beni görmeye değil, bu tatlı canımı almaya geldin.
     Zin;
     - Bey izin verdi, evleneceğiz.
     Mem;
     - Ölümlü olan Bey, Bey değildir.Biz, ikimiz Beylerbeyi'nin huzuruna çıktık der ve Zin'in dizinde ölür.
     Fazla sürmez bu acıya dayanamayan Zin'de ölür.
     Zin'in Mem'in yanına toprağa verilmesi sırasında Mem'in mezarından duyanları ürperten "Hoşgeldin Zin" sesi üç kez gelir.
     Tacdin'in o kadar uyarıp, Beko'yu kovmasını fitneci ve tehlikeli olduğunu söylemesine rağmen onu kovmayan yanında tutmaya devam eden Emir, Tacdin'in ne kadar haklı olduğunu anlar ama artık çok geçtir.
     Ve Emir Zeynuddin bu yaşanan acının sebebi olan Beko'yu öldürür.
     Zin niçin vasiyet etti bilinmez, Beko'yu Zin ve Mem'in mezarlarının yanına gömerler.
     Anlatılanlara göre her yıl Mem ile Zin'in mezarında birer gül biter ama kara çalı olan Beko iki gülün birbirine temasını engellermiş.



Yorumlar - Yorum Yaz