Tahir ile Zühre Efsanesi


     13.yüzyılda Anadolu'da yaşandığı yazılan bu efsanede Tahir vezirin oğlu, Zühre ise padişahın kızıdır.
     Aslı ile Kerem efsanesinde Şah'ın, hazinedarı Keşiş ile anlaşıp kız ve erkek çocukları olursa evlendireceklerine söz verdikleri gibi, Tahir ile Zühre efsanesinde de padişah ile vezir birbirlerine söz verirler.
     Tahir ile Zühre birbirlerini kardeş zannederek birarada büyürler.
     Henüz dokuz, on yaşlarına gelince birgün oyun oynarlarken Zühre ansızın Tahir'i öper ve Tahir kardeş olduklarını söyler, buna müthiş şekilde sinirlenir.
     Bir süre sonra yine bir oyun sırasında Tahir'i öpen Zühre bu kez ondan dayak yiyince Allah'a dua eder, Tahir'in kendisine aşık olmasını ister ve duası kabul olur.
     Zühre'ye aşık olan Tahir'in bir süre sonra kardeş olmadıklarını öğrenmesi aşkını daha da körükler.
     Bu arada Zühre'ye de aynı şekilde birileri kardeş olmadıklarını anlatmıştır.
     Tahir'in Zühre'ye elinde sazı aşkı anlatan türküler söylemesi, Zühre'nin ona cilve yapması tıpkı Mem ile Zin efsanesinde onlar buluşup, konuşurken (takip edip fesatçılık yapan) Beko'nun durumu Bey'e bildirmesi gibi burada da aynı fesatçılığı bir arap köle yaparak onları padişahın hanımına (Zühre'nin annesi) bildirir.
     Kızının bir padişah oğluyla evlenmesini isteyen Zühre'nin annesi, arap kölenin anlattıkları karşısında çılgına döner ve vezire söz verip kızını oğlu (Tahir) ile evlendireceğini söyleyen kocasını bu niyetinden vazgeçirip, Tahir'den soğuması için sihirbaz bir cadının hazırladığı büyülü şerbeti içirir.
     Padişah şerbeti içtikten sonra, kızını Tahir ile evlendirmekten vazgeçmesinin yanısıra onun bu hareketlerine kızar (bambaşka biri olur) ve onu saraydan kovar.
      Kovulan Tahir, geceleri gizli gizli saraya girer ve Zühre'nin kaldığı odanın penceresi önüne gelerek sitem dolu türküler söylemeye başlar.
     Durumu dadısına anlatan Zühre, olup biteni ondan detaylı bir şekilde öğrenir.
     Bu arada Tahir'i takip eden arap köle onu padişaha şikayet ederek Mardin'de zindana atılmasına sebep olur.
     Zindanda tam yedi yıl kalan Tahir, kurtulmak için hep dua eder ve sonunda zindanın kapısı kendiliğinden açılır, siyah atıyla Hızır(A.S), onu alarak saraya getirir ve Zühre'nin kaldığı köşkün önüne bırakır.
     Köşkün önünde şaşkınlık ve sevinçle Tahir'i gören Zühre hemen dadısına bildirir, Tahir'i saklattırır ve gizli gizli buluşur.
     Onları bir kez daha gören arap köle padişaha söyler ve Tahir'in yine cezalandırılarak üstü açık bir tahta kutuda Şatt-ül Arap Nehri'ne (Şat Suyu) bırakılmasına neden olur.
     Nehir üzerinde bulunan bir ülkenin padişah kızlarına mektup yazan Zühre, nehirde yüzen kutu içerisindeki Tahir'e ulaşmalarını ister.
     Kutuyu bulup Tahir'i çıkaran padişahın üç kızı ona aşık olur.
     Tahir, kızların kendisi için kavga ettikleri sırada kaçarak yorgun şekilde bir çeşme başına gelir oturur, Zühre'yi düşünür, ona kavuşmak için dua eder ve bir süre sonra orada uyur.
     Uykuyla gerçek arası gördüğü tek şey, birinin onu atına bindirip, "Gözünü kapat" deyip o da kapattıktan sonra "Aç" dediğinde açınca kendini sarayda, Zühre'nin köşkünün önünde bulmasıdır.
     Zühre'nin dadısı onu dikkatlice saklar.
     Bir kaç gün sonra saraydan gelen davul seslerini soran Tahir'e dadı "Zühre evlendiriliyor" der.
     Kadın kılığına girerek dadıyla birlikte düğüne giden ve Zühre'ye ulaşan Tahir, onu kaçmaya ikna eder ama tam bu sırada kadın kılığına girip takip eden arap kölenin ihbarıyla padişahın adamlarına yakalanır.
     Padişah affetmek için "kızının adı geçmeyen üç kıtalık türkü" söylemesini ister.
     Zühre içeri girince adı son kıtada geçer ve padişah "idam" kararını verir.
     Cellat başını vurmadan önce namaz kılmak isteyen Tahir, namaz sonrası "Allah'ım canımı sen al, cellata bırakma" demesiyle birlikte oracıkta ölür.
     Diğer (ve olması ihtimali kuvvetli) rivayette ise cellat, Tahir'in başını keser.

     Tahir'in ölümünden sonra Zühre çaresiz bir hastalığa yakalanır.
     Padişah durumun farkındadır, Tahir'e yaptığına bin kez pişman, kızına ise çok üzgündür.
     Bu acıya ve ayrılığa dayanamayan Zühre sonunda Tahir'in mezarına gider orada ölmek için Allah'a dua eder, duası kabul olur ve ölür.
     Vasiyeti üzerine Tahir'in yanına gömülür, padişah babası için bu sonuç bir yıkılıştır.
     Zühre'nin ölümünden hemen sonra arap köleyi "Zühre'yi sevdiğini anlatan bir notla"mezarları başında kendini hançerle öldürmüş şekilde bulurlar.
     Ve arap köleyi, aşıklara dua edilirken ona da bu sonuca sebep olmasından dolayı beddua edilmesi için yanlarına gömerler.
     Bir rivayete göre; artık orada her yıl Zühre'nin mezarında beyaz, Tahir'in mezarında kırmızı bir gül biter ama birbirlerine temas etmelerine arap köle'nin mezarından çıkan 'kara çalı' engel olurmuş.
     13.yüzyılda Konya'da yaşanan ve tarihe geçen bu üzücü aşk hikayesini gelecek nesillere anlatmak ve tanıtmak amacıyla 'Tahir ile Zühre Mescidi ve Türbesi' yapılır.
     Yapıldıktan kısa bir süre sonra başlayıp, günümüze dek burası aşıkların ve karasevdalıların uğrak yeri olur.



Yorumlar - Yorum Yaz