Ferhat ile Şirin Efsanesi


     Bazı kaynaklara göre Ferhat ile Şirin aşkı Persler Döneminde Anadolu topraklarında yaşanmıştır.
     Ferhat, taşları oyan onlara şekil veren (halktan biri) bir nakkaş, Şirin ise Amasya Hükümdarı (Sultanı) Mehmene Banu'nun kızkardeşidir.
     Günün birinde Mehmene Banu, Şirin'e yaptıracağı köşkün taş işlemeciliği için bir nakkaş aratır ve bu konuda uzman olan Ferhat'ı önerirler.
     Ferhat köşkte çalışırken, orayı gezen Şirin ile tanışır ve aşık olur.
     Bir süre sonra kalbinde aşkı dayanılmaz bir hâl alan Şirin'i istetir.
     Yönettiği halktan birinin bu vesileyle saraya yerleşip bir anda hayat tarzını değiştirmek istemesi düşüncesi Mehmene Banu-
'yu rahatsız eder.
     İşin ilginç yanı o da Ferhat'a aşık olmuştur ama kendisi dahi olsa böyle bir eşleşmenin 'kabul edilemez' olduğu kanaatinde-
dir.
     İşte bu yüzden Ferhat'a başaramayacağına inandığı, başlangıçta hiç kimsenin de inanamayacağı bir şart koşar.
     Mehmene Banu, Ferhat'tan Amasya'nın merkezine çok uzak Şahinkayası'nı delip şehre su getirmesi karşılığında kızkardeşi-
ni vereceğini söyler.
     Ferhat sonunda güzel günler göreceği umuduyla bu zorlu göreve başlar ve şehre inmez tüm zamanı dağlarda geçer.Onun kazma sesleri yankılanır yakın şehirlerde.
     Ferhat'ın hâlini görenler haber getirdikçe, Şirin daha da bağlanır Ferhat'a.Çünkü bu basit birşey değildir.Sevdiği genç kendi-
si için dağları deliyor.
     Takip ettirdiği kişilerden gelen haberlere göre durum Mehmene Banu için hiç de iç açıcı değildir.
     Ferhat iki-üç yıl gibi bir süre sonunda şehre suyu göndermek üzeredir, artık çok az bir zaman kalmıştır.
     Ferhat'ın, Şirin'e olan aşkının ne kadar güçlü olduğunu artık çok iyi bilen Mehmene Banu, sonucunun ne olacağına kesin inandığı bir plan kurar, Cadıya anlatır ve onu Ferhat'a yollar.
     Kazma seslerini takip ederek Ferhat'a ulaşan Cadı, Şirin'in öldüğünü, onun artık boş yere çalıştığını söyler.
     Ve öldürücü son sözlerini ekler: "Bak helvasını getirdim."
     Cadının geldiğinde dağlar parçalanmış, sular Amasya şehrine doğru akmaya başlamış ve görev tamamlanmıştır.
     Cadının bu sözlerini duyan Ferhat, şuurunu kaybeder ve "Şirin yoksa bana artık yaşamak haram" diyerek elindeki kazmayı kayalıklara fırlatır.
     Kayalıklara çarparak geri dönen kazma bu kez onun başına çarpar ve yaralanarak uçurumdan aşağı düşer.
     Ferhat'ın ölümüne şahit olan Cadı durumu çabucak gelip Mehmene Banu'ya anlatır.
     Cadının anlattıkları Mehmene Banu' mutlu ederken, onları gizlice dinleyen Şirin'i deliye çevirir.
     Ferhat'ın düştüğü yere ulaşan Şirin, onu görünce kendini uçurumdan aşağı bırakır ve yanına düşer.
     Ferhat'tan kurtulmanın sevinci yarıda kalmış, bu kez kızkardeşini kaybetmenin tarifsiz acısını yaşamaya başlamıştır Mehmene Banu .
     İki mezar yaparlar düştükleri yerde.Böylece sağ iken biraraya gelemeyen iki aşık, artık sonsuza dek birlikte olacaklardır.
     Bu hazin olaydan sonra Ferhat'ın parçaladığı Şahinkayası'na Ferhat Dağı adı verilir ve bu dağın eteklerinde 'Ferhat ile Şirin
Aşıklar Müzesi (mezarlar) kurulur.
     Rivayete göre her yıl orada iki beyaz gül ve bu güllerin arasında bir 'kara çalı' bitermiş.



Yorumlar - Yorum Yaz